SBÜ Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hast.

Duyuru



<< Geri

Kardiyolojide Gelişmeler

  • TAVI sonrasında Cerrahi Aort kapak replasmanına Kıyasla Artmış subklinik kapak trombozu ; Dual antiplatelet tedavi korunmada yeterli mi ? 

​          Washington’da düzenlenen Amerikan Kardiyoloji Cemiyeti(ACC) 2017 yıllık toplantısında  yapulan bir sunumda cerrahi aort kapak replasmanına kıyasla TAVI sonrasında subklinik kapak trombozu sıklığı ve ciddiyeti yapılan kayıt çalışmalarında daha sık olarak izlendi. Dual antiplatelet tedavi uygulanan hastalarda antikoagülan tedaviye kıyasla subklinik tromboz daha fazla izlendi (1,2,3). RESOLVE ve SAVORY çalışmalarına dahil edilen 890 hastada uygulanan bilgisayarlı tomografi incelemelerinde subklinik kapak trombozu cerrahi AVR grubunda %3.6, TAVI grubunda %13.4 olarak izlendi. Diğer bir karşılaştırmada dual antiplatelet tedavi grubunda %14,9 subklinik kapak trombozu izlenirken, oral antikoagülan grupta bu oran %3.6 idi (P<0.0001). Varfarin ve yeni oral antikoagülanlar eşit derecede koruyucu idi. Bu çalışmalardan hareketle TAVI sonrası cerrahi AVR benzer şekilde antikoagülan tedavi stratejisi şeklinde bir değişim olması beklenmektedir.

 

Chakravarty T, Søndergaard L, Friedman J, et al. Subclinical leaflet thrombosis in surgical and transcatheter bioprosthetic aortic valves: an observational study. Lancet 2017DOI:10.1016/S0140-6736(17)30757-2.

Makkar RR, Fontana G, Jilaihawi H, et al. Possible subclinical leaflet thrombosis in bioprosthetic aortic valves. N Engl J Med 2015;373:2015-2024.
Bax JJ, Stone GW. Bioprosthetic surgical and transcatheter heart valve thrombosis. Lancet 2017DOI:10.1016/S0140-6736(17)30764-X. 

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

  • Stabil koroner arter hastalığı değerlendirmesinde karotis ultrasonu stres eko’ya ek olarak tanıda fayda sağlıyor mu?

​         

          Amerikan kardiyoloji cemiyetinin 2017 yılı yıllık toplantısında sunulan bir bildiride stabil koroner arter hastalığı şüphesi ile tetkik edilen hastalarda standart stres ekokardiyografisine ek olarak karotis ultrasonografi uygulaması(karotid intima-media kalınlığı ölçümü) artmış prognostik değerlendirme ile ilişkili bulundu. İki ultrason tekniğinin birlikte kullanılması hem miyokardiyal iskemi değerlendirmesi hem karotid arter plak yoğunluğunu değerlendirirerk gelecekte oluşacak major kardiyak olay riskini değerlendirmede daha etkili bulundu. Gelecekte yapılacak çalışmalar ile günlük pratikte yer alıp almayacağı ortaya çıkmış olacak.

Ahmadvazir S, Shah BN, Zacharias K et al. Incremental prognostic value of stress echocardiography with carotid ultrasound for suspected CAD. JACC Cardiovasc Imag 2017; DOI:10.1016/j.jcmg.2016.12.020.

Picano E, Scali MC. Stress echocardiography, carotid arteries, and more: Its versatility for our imaging times. JACC Cardiovasc Imag 2017; DOI:10.1016/j.jcmg.2017.01.023.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

  • Tüm hastane dışı kardiyak arrest vakaları katater labratuvarı olan merkezlere getirmek faydalı mı?

 

Damimarka’da gerçekleştirilen bir çalışmada mesafeden bağımsız olarak hastane dışı kardiyak arrest vakalarının kardiyak katater laboratuvarı olan bir merkeze transfer edilmesi en yakın hastaneye transfer edilmesine göre daha iyi sağkalım ile ilişkili bulundu (1). Genel hastanelere kıyasla perkutan koroner girişim uygulanabilen hastanelere transfer uzaklığından bağımsız olarak daha iyi sağ kalım ile ilişkili bulundu.

 

Tranberg T, Lippert FK, Christensen EF, et al. Distance to invasive heart centre, performance of acute coronary angiography, and angioplasty and associated outcome in out-of-hospital cardiac arrest: A nationwide study. Eur Heart J 2017; DOI1093/eurheartj/ehx104.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

  • Mesa-Air Çalışması

Hava kirliliğin kalp hastalıkları üzerine olası etkisi hep merak konusu olmuştur. Bu alanda çok fazla bilimsel kanıtımız olmasa da yakın zamanda yapılan bazı çalışmalar hava kirliliğinin özellikle trafikle ilişkili kirliliğin kardiyovasküler hastalıkların gelişimini tetikleyebileceğini düşündürmektedir. Bu alanda yeni yapılan Mesa-Air çalışmasında da hava kirliliğinin HDL düşüklüğü ile ilişkili olabileceği şeklinde sonuç çıkması dikkatleri yeniden bu alana kaydırmıştır. Bu çalışmaya yaşları 45 ile 84 arasında değişen, kalp hastalığı olmayan americanın 6 eyaletinde yaşayan 6654 birey alınmış. Çalışma popülasyonunda ortalama HDL konsatrasyonu 50.8 mg/dl saptanmış. Önceki literatür bilgisine göre özelikle siyah karbon trafikle ilişkili kirliliğin göstergesi olarak kabul edilmiştir. Bu nedenden dolayı hava kirliliğini değerlendirmek için bu çalışmada siyah karbonla maruziyet 2 hafta, 3 ay ve 1 yıllık periyodlarda ayrı ayrı değerlendirilmiş.  Gerek 1 yıl gerekse 3 aylık maruziyetle  HDL seviyelerinde anlamlı düşüş gösterilmiştir. Yazarlar düşük HDL ile kardiovasküler olaylar arasındaki ilişkinin önemine de vurgu yaparak, hava kirliliğinin düşük HDL seviyelerine neden olabileceği sonucuna varmışlardır.

Bell G, Mora S, Greenland P, et al. association of airpollutionexposureswithhigh-densitylipoproteincholesterolandparticlenumber: The Multi-EthnicStudy of Atherosclerosis. ArteriosclerThrombVascBiol 2017; DOI:10.1161/ATVBAHA.116.308193.

 



Skip Navigation Links

e-Dergi

Bilgi
Edinme

Dilek ve
Önerileriniz

Anket
Bizi Takip Edin